İstemeden Devrim Yapmak

kopernik

“Bu yazıda ele aldığım çalışma, olup bitenlere bakış biçimimizde yapılan küçük bir değişikliğin çok büyük sonuçlara yol açabileceği olgusuna tarihte çarpıcı bir örnek verdiği için önemlidir. Genellikle Kopernik devrimi denen bu çalışma, orta çağlardan modern dünyaya, şimdi bize masal dünyasına ait görünen bir görüşten, günümüzün gerçekçi anlayışına geçişim yüce simgesini oluşturmaktadır. Oysa, bu devrim özünde ne büyük bir buluşa, ne yeni bir düşünceye dayanmakta, ne de devrimi başlatanın kendi felsefesinde köktenci bir değişikliği içermektedir. Kopernik devriminin tüm önemi yol açtığı  büyük gelişmede yatmaktadır diyebiliriz. 

Kopernik geçmiş çağlarda birkaç örneği olan, ama bizim karmaşık modern dünyamızda eşine rastlamayı pek ummadığımız evrensel dehalardan biridir. Din adamı, devlet adamı, bilgin, hukukçu, sanatkâr, şair, hekim, ekonomist, matematikçi, astronom – o, bunların hepsiydi; ama onun asıl tutkusu – eğer “tutku” bu denli ılımlı ve ince bir düşünür için yerinde bir sözse- matematiksel astronomiydi. 1473’te Polonya’nın Torun kentinde doğmuştu. Önce Krakow Üniversitesinde, daha sonra Bologna ve Roma’da uzun süren bir öğrenim döneminden sonra, 1506’da 33 yaşındayken Frauenburg Katedrali rahipliğini üstlenmek üzere ülkesine döner: 1543’te ölünceye kadar çeşitli etkinliklerini sürdürür ama, onu sürekli uğraştıran şey, kafasında oluşturduğu  astronomi sistemini yetkinleştirmekti.

Ne ki, ilk bakışta Kopernik, astronomik sistemi temelden sarsacak bir şey yapmış değildi. Gerçi yerküreyi değil, Güneş’i evrenin ortasına yerleştirmişti; ama, gezegen ve yıldızlara egemen olan göksel küreler ve onların oluşturduğu esas düzen yerli yerinde duruyor, değişmez, düzenli hareketlerini sürdürüyordu. Kaldı ki; Kopernik sisteminin daha basit yapısıyla, tüm evreni Tanrı’ya özgü bilgeliğin bir anlatımı sayan bir felsefe içermekle dinsel olgulara ters düşmediği söylenebilir. Ne var ki, sonuç hiç de öyle olmadı: Ortaçağ inanç ve düşünce sistemi tümüyle çöktü.

Bu yüzdendir ki, Kopernik devriminin kaçınılmaz sonuçları belirginlik kazandıkça, tepki büyür, ele geçen her araçla yeni görüş bastırılmak istenir. Kurulu düzene bağlı olanların değer saydıkları düşünce, inanç ve görüşlerin yıkılıp gitmesine göz yumacakları beklenemezdi kuşkusuz. Ama biz tüm olaya başka bir açıdan bakabilecek durumdayız. Bizim için o zaman olup bitenler yalnız bir düşünce düzeninin çökmesini değili yeni bir görüşün, bilimsel bir çağın oluşmakta olduğunu simgelemektedir. Aslında Kopernik’in kendisi, böyle bir çağın hiçbir anlamda öncüsü değildir. Dünya görüşü yönünden tümüyle Ortaçağ düşüncesine bağlıydı. Çalışmasının ilerde ne gibi sonuçlara yol açacağını görebilseydi, ilk dehşete kapılan kişi kendisi olur, oluşturduğu teoriden hemen vazgeçmekten çekinmezdi. Kurduğu teori bir devrim niteliği taşımaktan çok, baştan kestirilemeyen bir devrime yol açıcı bir nitelik taşımaktaydı.” 

*Alıntı: Kopernik ve Gezegenler, Herbert Dingle

  

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s