Türkiye’de Bilim Neden Gelişemiyor?

science-explosion

J. Diamond’un Tüfek Mikrop ve Çelik kitabını okurken Türkiye’de bilim neden gelişmiyor konulu bir yazı okumuştum. Yazı şu videodaki deney yapan bir çocuk ve suyu kullandığı ona kızan anneannesi üzerinden çıkarımda bulunmaya çalışılarak yazılmıştı.Bu yazıyı çok beğenmedim. Benim de aklıma acaba J.Diamond’ın yazdıklarından yola çıkarak bu soruyu cevaplarsak nasıl olur sorusu geldi. Yani bilimde geri kalmışlık probleminin altında yatan nedeni bugünde değil de ilk insanlardan başlayarak araştırmaya çalışırsak nasıl bir sonuç çıkar? Sadece gündelik sorunlardan dolayı mı gelişimde sorunlar yaşıyoruz yoksa bu yaşadığımız coğrafyadan kaynaklanan bir sorun mu var? Ya da tarihsel nedenlerimiz mi var?

Öncelikle bu bakış açısıyla incelemek için Türkleri değil yaşadığımız coğrafyayı ilk insanın buraya yerleşmesinden itibaren bugüne kadar dikkate almalıyız.

İnsanlığın varlığının ilk Afrikadan başladığı ve oradan dünyaya yayıldığı kabul edilir. Bu sitede de insanlığın 7 milyon yıl önce Afrikadan başlayarak tüm dünyaya yayılan göç süreci güzel bir şekilde görselleştirilmiş ve kısa bilgiler var. Bahsettiğim kitap da bu haritayı anlatarak başlıyor.

Bundan yaklaşık 60 bin yıl önce Afrikayı terk eden ilk insanların dünyaya yayılmadan önce ilk durakları Anadolu’nun güneyi, Bereketli Hilal bölgesi oluyor. Bereketli Hilal adı verilen bölge Mezopotamya olarak bilinen yer ile birlikte bugünkü Suriye, İsrail, Güneydoğu Anadolu  ve civarını kapsayan bölgedir. Bereketli Hilal’in ilk hareket edilen nokta olmasının yanında çok önemli bir özelliği daha var. Tarımın ilk önce burada başlamış olması.

Tarımın bugüne kadar etki eden çok büyük bir özelliği var. Toplumlar gelişen tarım sayesinde serpilip gelişebilmiş, nüfuslarını artırabilmiştir. Şöyle ki, toprağın işlenmesi ile birlikte avcılıkla geçinen topluluklar yerleşik hayata geçerek tarım ile beslenmeye başlamış, daha fazla ve düzenli ürün elde ettikleri için daha kalabalık nüfusları besleyebilmiştir. Nüfusun fazla artması ile bu insanları idare etmek için bir yönetim sistemi oluşturulması zorunluluğu doğdu. Ayrıca artan nüfusla güvenlik, teknoloji gibi yeni ihtiyaçlar oluşmaya başladı.  Elde edilen fazla ürün ile de tarımla uğraşmayan yöneticilerin de beslenmesi mümkün olmuş (asker , bürokrat, mühendis gibi) ve devletler bu insanlarla oluşturulmuş.

Bilimin ortaya çıkmasını sağlayan yollardan biri de ihtiyaçtır. Devletlerin ve insanların ihtiyaçları bilimin gelişmesini tetikleyebilir. Örneğin radarın icadı Kraliyet Hava Kuvvetlerinin ada üzerine Alman uçaklarının saldırılarını önceden haber alabilmesi için üretilmiştir. Yine ilk jet motorlu uçak benzer şekilde Luftwaffe uçaklarının üstünlük sağlayabilmesi için üretilmiştir.

Tarım ile birlikte Bereketli Hilal’de yaşayan insanların da ihtiyaçları doğrultusunda bilim burada gelişmeye başlamıştır. Ürettiği fazla ürünleri satmak isteyen çiftçiler tekerleği buldu ve insanlığın en önemli icatlarından biri bu topraklarda bulunmuş oldu. Yazının bulunması yine bu topraklarda oldu. Ve para. Dünyanın başka yerlerinde bu gelişmelerin görünmesi bin yılları bulacak olması burada yaşayan insanların teknoloji de binlerce yıl kazandığını gösterir.

Ama Amerika’yı Avrupalılar ele geçirdi. Bugün kullandığımız araçların neredeyse hepsi ilk olarak orada yapıldı. Modern bilimi onlar inşa etti. Bu bin yıllık kazanç nasıl kaybedildi?

Diamond beyin bu konu hakkındaki fikri şu şekilde: Bereketli Hilal ve çevresindeki coğrafya iklimin ve etkisiyle insanlar tarafından uğradığı yıpranmayı yeteri kadar hızlı bir şekilde yenileyemedi ve doğanın zayıflamasıyla nüfus da azaldı ve bilimsel üstünlüğünü batıya kaptırdı. (Neden batı kazandı da Çin kazanmadı? Ya da başka bir yer. Bu sorunun cevabı kitapta) Gerçekten de Avrupada nüfusun çok daha yoğunlaştığını görebiliriz. Bu grafik üzerinde nüfusun özellikle 500-1800 tarihleri arasında Avrupa tarafında belirgin bir şekilde daha yoğun olduğunu gösteriyor. Tam da bilimsel gelişmelerin en yoğun yaşandığı dönem.

Diamond’un görüşleri burada sonlanıyor. Ancak bu grafikte diğer dikkati çeken şey yakın zamanda nüfus yoğunluklarının eşitleniyor olması. Bilimle nüfus artık birbirine bağlı değil. Yani nüfus ne kadar kalabalıksa artık o kadar bilim üretilmiyor. Bugün Almanya ve Vietnam’ın nüfuslarının ve nüfus yoğunluklarının yaklaşık olarak eşit olduğunu söylemem yeterli sanırım.

Bugün nüfusun yerini paranın almış durumda. Bir ülke ne kadar bilimde gelişmişliğini bilime harcadığı para ile ölçebiliriz. Bunu ülkelerin bilime harcadığı para ve bilime verdikleri katkılar listelerini karşılaştırarak görebiliriz. Beklendiği gibi iki liste de aynı ülkelerden oluşuyor.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s